20 Ekim 2008 Pazartesi
6 Ekim 2008 Pazartesi
ZEKAMIZ GERİLİYOR
İsveç basını, ülkenin tanınmış profesörlerinden James R. Flynn'ın "İnsanlık olarak gittikçe ahmaklaşıyoruz ve zekamız geriliyor. Araştırmalara göre IQ'muz sürekli düşüyor" sözlerini gündeme taşıdı. James R. Flynn, zeka üzerine önemli çalışmalarıyla tanınıyor ve 'What is Intelligence?' (Zeka Nedir?) isimli bir kitabı bulunuyor.
Zekası belli bir seviyenin üzerindekilerin kurduğu uluslararası organizasyon MENSA'ya üye bir başka İsveçli de Flynn'in sözlerine destek veriyor.
Üniversiteden yeni mezun olan dizayn mühendisi Etienne Forsström (24) İsveç'in 'süper zekası' olarak tanınıyor. Forsström son zamanlarda eline geçen raporların düşünme kabiliyeti noktasında azalma yaşandığını gösterdiğini belirtti.
1990'ların ortasından 2000'li yıllarının başına kadarki dönemde insanların IQ seviyelerinin 40 yıl önce yaşayanlardan 15 puan daha fazla arttığını belirten araştırmacılar, bu dönemden sonra ani bir düşüşün yaşandığını ve halen de devam ettiğini kaydediyor. Bilimadamları, dünyadaki eğitim sisteminin gelişmesiyle birlikte, insanların IQ seviyesinin arttığını, 2000'lerde zirveye ulaştığını ve o yüzden bir tıkanmanın yaşanabileceğine dikkat çekiyor.Forsström, gerilemenin nedenlerini şu şekilde sıralıyor:
- İnsanların midesi çöplüğe döndü, gereksiz gıdalar yüzünden yeterli besin alamıyorlar.
- Etraftaki her şey çok basitleşti. Bilgisayar ve cep telefonu gibi araçlarla sadece bir düğmeye basarak işlerimizi halleder olduk. Artık düşünmemize bile gerek kalmadı.
- Mesafelerin ne kadar uzaklıkta olduğunu düşünmemize gerek kalmadı, otobüslerde her durakta ne kadar mesafe kaldığını gösteren saatler ve tablolar var.
- Beynimize idman yaptırmıyoruz. Belki de buyüzden solakların IQ'su biraz daha yüksektir; çünkü onlar olaylara tersten bakmak ve düşünmek zorundalar."
2030 DA DÜNYA NASIL OLACAK?
- Dünya nüfusu 8.2 milyara ulaşacak.
- Kişi başına düşen gelir ortalaması 6 bin dolardan 11 bin 500 dolara yükselecek.
- Dünya politikası, ülkelerin İslam’a bakışı üzerine şekillenecek. -Türkiye’nin AB’ye katılımıyla birlikte Avrupa Birliği içerisinde de İslam’ın etkisi daha fazla hissedilmeye başlanacak.
- İşleyişten rahatsız olan İngiltere ve yanına çekeceği bazı ülkeler AB’den çıkacak. -İnsanoğlu ilk kez Mars’a ayak basacak.
- Süper bilgisayarlar avuç içine sığacak. Kıyafetlerden gözlüklere kadar her üründe bilgisayar bulunacak.
- Nano teknolojiyle beynimiz bilgisayarla iletişim kuracak.
- Yıpranan organlar yine nano teknolojinin nimetleri sayesinde kendi kendine yenilenecek.
- Genetik ve kök hücre gelişmeleriyle insan ömrü uzayacak. Aynı şirket içinde 4 jenerasyondan insanlar birlikte çalışacak.
- Bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, buzdolabı hayatımızdaki yerini koruyacak... Ancak manuel kontroller yerine ya kendi kendilerine ya da sesle kumanda edilecek.
1900-2000 YILLARI ARASI İCATLAR
1901: King Camp Gillette 'Jilet'i icat etti.Patentini aldı.1903 te 168 adet bir sene sonra ise 12.500.000 adet sattı.
1902: Elektrik Süpürgesi icat edildi.
1904: İlk kol saati icat edildi.
1905: E=m.c²
1906: Amerikalı Coolidge Tungsten 'AMPUL'u buldu.
1908: Henry Fort 15 beygirlik 4 silindirli ilk motorlu arabayı geliştirdi.
1913: Alman Hans Geiger 'RADYASYON ÖLÇÜM' aletini icat etti.
1914: Elektrikli Bulaşık Makinesi kullanılmaya başlandı.
1915: Astronom P.Lowell 'PLÜTON' gezegenini keşfetti.1930 da teleskopla görüldü.
1917: Renkli sinema filmi yapıldı. Radyo icat edildi.
1920: Torbo motor geliştirildi.
1921: İnsülin bulundu.
1923: İngilizler ilk uçak gemisini yaptılar.
1924: Fransız Ramon 'DİFTERİ' aşısını buldu.
1925: Amerikalı Armstrong FM yayını yapmayı başardı.
1926: Heisenberg, Atom çekirdeğinin yapısını ortaya çıkardı
1927: Londra ile New York arasında telefon hattı kuruldu.
1929: Siemens telefonun görünümünü değiştirdi.
1930: ABD'de dondurulmuş gıda piyasaya çıktı.
1931: Yapay zekanın ilk adımları atıldı.
1932: Elektronik mikroskop geliştirildi.
1934: Otomatik çamaşır malinası ABD'de yapıldı.
1935: Gallup, kamuoyu araştırma enstitüsü kurdu.
1936: ABD'li Kendall, kortizonu buldu.
1938: İlk naylon ürün ABD'de tanıtıldı:Diş fırçası.
1939: ABD'li PH.Levine, kandaki RH faktörünü saptadı.
1940: Alman'lar Havadan denize fırlatılan füze yaptı. Plütonyum bulundu.
1941: Uçaktan fırlatılan koltuk yapıldı.
1942: Napalm icat edildi.
1943: Sovyet'ler molotof kokteyli yaptı.
1944: Sovyetler MR'yi keşfetti.ABD'li McLeaod ve McCarthy DNA'yı keşfetti.antibiyotik keşfetildi.
1947: Mikrodalga fırın yapıldı.Plastik lens yapıldı.İngiliz Holmes,kurşun izotoplarıyla dünyanın yaşını hesapladı.
1949: 45'lik plak ABD'de piyasaya çıktı.
1950: İlk kredi kartı çıkarıldı.İlk böbre nakli ABD'de yapıldı.
1951: Transistör yapıldı.ABD'de renkli tv yayını yapıldı.
1952: ABD'de halka ilkkez sinemada film gösterildi.Fransız'lar ilk kez uçakla ses duvarını aştı.
1954: İlk transistörlü radyo alıcısı yapıldı.Doğum kontrol hapı geliştirildi.
1955: Amerikalı Leskell, EKG'yi icat etti.
1956: Kromozon sayısı saptandı.
1957:Fransa'da ilk ilik nakli yapıldı. İlk Boeing uçağı deneme için havalandı.
1958: İlk renkli Video-Kamera geliştirildi.
1960: Laser yapıldı.
1963: Hollanda'lılar ilk müzük kasetini yaptılar.
1964: Esnek lens icat edildi.
1966: İngilizler ilk Hovercraft'ı denediler.
1967: İlk kalp nakli ameliyatı yapıldı.
1968: Boeing uçağı 1000 km/s hızla uçuşunu yaptı.
1969: Ses duvarını aşan Concorde ilk uçuşunu yaptı.
1970: Video-kaset ABD'de piyasaya çıktı.Japonlar küçük hesap makinesini yaptılar.
1971: Hepatit-B aşısı bulundu.
1972: Fiber Kablo ABD'lilerce yapıldı.
1973: Scanner yapıldı. ABD genetik çağını başlattı. ABD'liler ışık hızını tespit ettiler.
1974: Bellek kartı icat edildi.
1975: İnsanın ilk genetik haritası çıkarıldı. İngiliz'ler inekten ineğe cenin nakli yaptı.
1978: Sony firması Walkman'ı üretti. İlk tüp bebek İngiltere'de doğdu.
1979: Karbon-14 yöntemi geliştirildi. Philips ve Sony, CD geliştirdi.
1980: ABD'de ilk genetik tedavi denemesi gönüllüler üzerinde yapıldı.
1983: AIDS ortaya çıktı.
1984: RU486 adlı hamileliği önleyici hap geliştirildi. Bilgisayarlarda 'MOUSE' kullanımı yaygınlaştı.
1986: Döllenmiş yumurtaya çekirdek nakliyle koyun kopyalandı.
1988: Viagra yasallaştı.
1989: Japonlar, damarda dolaşabilen küçür robot yaptı.
1992: İnsandaki 21. kromozomun haritası eksiksiz çıkarıldı.
1994: İnternet salgını dünyaya yayıldı.
1995: Saniyede 100 milyar işlem yapan bilgisayar geliştirildi. 1997: Koyun Dolly dünyaya geldi.
FERHAT ÖZGEN'DEN BASIN AÇIKLAMASI
2007 / 2008 Eğitim ve öğretim yılı, önce öğrenciler sonra da eğitim işgörenleri açısından sona ermiştir.Var olan sorunlar çözülemediği gibi yeni sorunlar eklenmiş,eğitim iş görenlerinin yıllar süren mücadeleler sonucunda elde etmiş olduğu haklar gasp edilmiştir.Okul öncesinden başlayalım.Okul öncesi eğitimi önemlidir ve zorunlu olmalıdır.Gelişimin % 70’i , 0 – 6 yaş dönemindedir.İsveç, Fransa gibi ülkelerde okul öncesi eğitim % 100 ‘lere ulaşmışken, Fas’da % 34, Ürdün’de % 27, Türkiye’de ise bu oran % 25’te kalmıştır İlköğretime bakıldığında, MEBin yıllardır OKS’de sıfır çeken adaylar nedeniyle eleştirildiğini biliyoruz.Bu yıl,söz konusu eleştirilerden kurtulmak amacıyla soruların kolaylaştırılması yoluna gidilmiştir.Sonuç; 100 net yapan aday sayısı yüzden daha fazla. 99,98,97,96 net yapan aday sayısı binlerle ifade ediliyor.Geçen yıl 93 netle Galatasaray Lisesi’ne, 91 netle Atatürk Fen Lisesi’ne girilebilirken bu yıl çok sayıda kişi hüsrana uğrayabilir.Tam bir yerleştirme kaosu yaşanacak.Ortaöğretimde de durum hiç iç açıcı değil.Okulların kapanacağı son hafta sınıf geçme yönetmeliğinin değiştirildiği bir başka ülke bulamazsınız.Bir yıl süren eğitim sonucunda başarılı olamayan öğrenciler, hiç hazırlanmadan ortalama yükseltme sınavlarına alınmıştır.ÖSS’de sadece 9 dersten soru soruluyor. Meslek liselerinde yüze yakın branşta eğitim yapılıyor.Lise ve dengi okullarda okutulan ders sayısı neredeyse binin üzerinde.Durum böyle iken katsayı kaldırılıp yerine kim ne kadar net yaparsa o bölüme girme hakkı getirilecek.AKP hükumeti iktidara geldikten sonra ultra zengin sayısı hızla artmış, halkımız yoksullaştırılmıştır.Yalnızca 2007 ‘de yıllık geliri milyon doları aşan zengin sayısı sekiz bin kişi artarak 50 bin kişiye ulaşmıştır.Türkiye’de yüksek varlıklı sayısı dünyadan üç kat daha fazladır.Halkımız için AKP’den önce ekmek aslanın ağzında idi.Şimdi ise aslan da aç!AKP iktidarında eğitim sistemimiz sınavlara endeksli bir hale getirilmiş,Cumhuriyet rejiminin “Herkese yeterli eğitim” hedefi terkedilmiş,eğitim, parası olanın satın aldığı bir mal , öğrenci de müşteri durumuna getirilmiştir.Özel okul ve dershanelerin sayısı hızla artmış, düz lise mezunlarının ÖSS başarıları azalmış, öğrenci sayısı artmasına karşın, okul ve öğretmen sayısı aynı oranda artmamıştır.150 bin öğretmen atama beklerken 60 kişilik sınıflarda ders işlenmektedir.Ders kitaplarında “ Ilımlı İslam” modeli dayatılmakta ve bunun sonucunda okullar tarikat yuvalarına dönüştürülmeye çalışılmaktadır.Eğitim sistemimiz ne yazık ki çökme noktasına gelmiştir.Eğitim iş olarak eğitimin sorunlarını çok iyi biliyoruz ve eğitim sistemimizin acil olarak bilimsel, çağdaş, laik ve demokratik bir reforma gereksinimi olduğunun altını çiziyoruz..Bütün eğitim iş görenlerine , öğrencilerimize ve velilerimize gönüllerince bir tatil geçirmelerini dileriz
Ferhat Özgen
Yalova Eğitim İş İl Temsilcisi
Muhabir:YHA
Eklenme Tarihi:01.07.2008 11:55:50
Bu haber 127 defa okundu.
17 Eylül 2008 Çarşamba
HALK BÖYLE İSTİYOR
Sevgili oğlum,
Bugün tam on yedi yaşındasın.
Görüyorum ki artık,
Her şeyin farkındasın.
Ama ne zaman ararsam seni,
Ya diskoda,
Ya barda,
Ya da televizyon karşısındasın.
Haklısın oğlum!
Devir artık bu devir,
Sen de çemberini çağına göre çevir.
Senin neyine
Resim roman şiir.
Senin neyine
Sanat ve şair.
Ne diyor meşhur televizyon büyükleri;
Vur patlasın çal oynasın.
Devir artık bu devir
Nasılsa.
Son düğmesi de koptu insanlığın.
Vefa can çekişiyor arka sokaklarda,
Umut mendil sallıyor giden trenlerin ardından,
Onur, adres arıyor mezarlıklarda,
Dostluklar çöp tenekelerinde sahipsiz.
Ve anahtar teslimi aşklar
satılık köşe başlarında
Hem de üç kuruş mutluluklara. ..
Ama sen de haklısın!
Sana mı kaldı
Kurtarmak vatanı?
Sana mı kaldı
Uyandırmak yatanı?
Sana mı kaldı
Duvara yapıştırmak
Bu memleketi satanı?
Anasını ağlatanı....
Gel gör ki oğlum,
senin de kurtuluşun yok bu gidişten.
Ne etsen- ne yapsan
Bir düğün,
Bir bayram,
Bir lâle devri…
Hangi ekrana baksan,
Kim kiminle evleniyor,
Kim kiminle çıldırıyor
Kim kime daldan dala
Gelinim olur musun? Diyor,
Kimisi sahte gelin,
Kimisi zengin bir prens,
Kimisi de
insanlıktan bir yudum bir nefes,
Bekliyor da bekliyor…
Bak her gün ayrı bir kanalda
Bambaşka bir 'ünlüler çiftliği'
Her kanalda
şöhret olmanın dayanılmaz hafifliği.
Ve işte böyle pazara dökülüyor bir bir,
Herkesin yumak yumak ipliği.
Yıllar var ki oğlum birileri işte
Bizi hep böyle gözetliyor...
Ve sen de görüyorsun ki;
Bu sahneler
Bizi ne de güzel özetliyor.
Kimin umurunda yarınlar,
Kimin umurunda çocuklar,
Kimin umurunda
bu isyankar çığlıklar.
Bir kavgadır,Bir yarıştır,
Bir rezalettir gidiyor.
Kime sorsan
Cevaplar dünden hazır;
Halk böyle istiyor oğlum,
Halk böyle istiyor.
Gel gör ki,
Bir reyting uğruna
Ne 'güneşler batıyor' oğlum
Ne güneşler batıyor....
İNDİGO ÇOCUKLARI VE ZAMANE ÇOCUKLARI
İndigo çocuk kavramı, hiçbir bilimsel temele dayanmayan ve batıda yaşayan medyumlar tarafından gündeme getirilen bir kavramdır.
1982 yılında ilk defa indigo çocuklarından bahseden ve onları tanımlayan ilk kişi Nancy Ann Tappe’dir. Nancy Ann Tappe’e göre; İndigo çocuklar, olağan üstü davranışlar gösteren ve kendilerinden önceki nesillere göre daha üstün ve farklı nitelikler taşıyan ve 1980 li yıllarda dünyaya gelen çocuklardır. Daha sonra Lee Carroll, bir melekten vahiy aldığını ve bu meleğin kendisine indigo adında özel misyona sahip çocuklar hakkında bilgiler verdiğini iddia eder. Bu iddialara göre indigo çocukların özellikleri şu şekilde açıklanmıştır:
1-Çok erken veya çok geç konuşurlar.
2-Genellikle de hiper aktif olurlar.
3-Yetişkin tavırlar sergiler ve bireyselliklerinin farkındadırlar.
4-Oldukça ukala davranışlarda bulunurlar.
5-Çoğu kez sorunlu ve başa çıkılması zor çocuklardır.
6-Asalet duygusuyla dünyaya gelirler. Birer erişkin asil gibi davranırlar.
7-Sabırsızlardır.
8-Yüksek duyarlılığa sahiptirler.
9-Savaşçı bir ruha sahiptirler.
10-Öfkeli ruh yapısına, ciddi ve ağır bakışlara sahiptirler.
11-Kendi yaşıtlarıyla anlaşamazlar. Onlarla aynı etkinlikte bulunmak istemezler.
12-Kendi aralarında çok iyi anlaşırlar ve uyum içinde hareket ederler.
13-Diğer çocuklara oranla daha keskin bir zekaya sahiptirler.
14-Öğretmenlerinden daha ileri oldukları için derslerde sıkılırlar ve dinlemiyormuş gibi gözükürler.
15-Duygularını rahatlıkla dile getirebilirler. Çekinmeden karşısındakinin hatasını yüzüne söyleyebilirler.
16-Yönetilmekten ve baskı altında tutulmaktan hoşlanmazlar.
17-Çevrelerinde “arsız çocuk” diye nitelendirilirler.
18-Kendilerini sosyal izolasyona uğramış hissederler.
19-Çabuk kandırılamazlar.
Batılı medyumlara göre indigo çocukları yetişkinlik çağlarında, insanlık için çok önemli düşünceler öne sürebilir ve büyük kararlar verebilirler. Şöyle ki;
1-Dünyada baş gösteren
-küresel ısınma
-ekolojik tahribat
-iklim değişimleri
-tükenme noktasına gelen kaynaklar gibi ciddi sorunların çözümünü arayacak
2-insanlık tarihi ile başlayan savaşların olmaması için gayret gösterecek
3-İnsanlar arası sevgi ve hoş görü bağlarının güçlenmesi için gayret gösterecek birer lider olabilecekler
4-İnsanlar arası ilişkilerin temeline sevgi tohumları ekecekler.
5-İnsanlığa zarar veren düşünce ve sistemlerin faaliyetlerini durdurmaya ve etkilerini azaltmaya çalışacaklar.
6-Gelecekteki yeni dünya düzeninin birer kurucusu olacaklar.
7-Genlerinde mevcut olan gizli güç ve yetenekler zamanla kendiliğinden ortaya çıkacak. Çünkü onlar yer yüzüne özel olarak gönderilmiş görevlilerdir.
İşte batılı böyle diyor. Peki biz Türkler ne diyoruz? “Zamane çocuğu” Daha anlamlı ve gerçekçi bir ifade. Aynı zamanda yukarda sayılan tüm özellikleri de gösteriyorlar. Peki neden mi bu özelliklere sahipler? Sayalım:
1-Zamane çocukları problemli ve hiperaktif çocuklardır; çünkü sürekli evde ve dört duvar arasında yaşıyorlar. Bizler gibi enerjilerini sokakta harcayamıyorlar.
2-Akranları ile anlaşamazlar; çünkü okul çağına kadar ebeveynleri ile iletişim halindeler.
3-Ukala ve çok bilmiş bir halleri, derin bakışları vardır; çünkü yetişkinlerin konuşma biçimi ile jest ve mimiklerini taklit ederler.
4-Gördükleri yanlışları cesurca dile getiriler; çünkü sürekli aşağılanmıyorlar, baskıcı ve şiddete dayalı yöntemler kullanılmıyor.
5-İsteklerini zorla kabul ettirmeye çalışırlar; çünkü her istedikleri anında yerine getirilerek şımartılıyorlar.
6-Kolay kandırılamazlar; çünkü 7-8 kardeş arasında sıkışıp sevgi ve ilgiden mahrum kalmadan büyüyorlar.
7-Duygularını rahatlıkla ifade edebiliyorlar; çünkü kendilerini özgürce ifade etme imkanı tanınıyor.
Sonuç olarak eğer çocukta üstün ve özel bir potansiyel görülüyorsa, doğru biçimde yönlendirilmeli, İndigo çocuğu diye nasıl olsa bir gün yeteneklerinin kendiliğinden ortaya çıkmasını bekleyerek hiçbir önlem almamak büyük bir yanlıştır.
Bazı ebeveynler, hiç yerinde duramayan, koltukların tepelerinden atlayan, hiçbir isteği geri çevrilmeyen son derece şımartılan ve çok sayıda problemle davranış göstererek uyum sorunu yaşayan çocuklarının bu durumlarından oldukça memnunlar ve hiçbir rahatsızlık duymamaktadırlar. Çünkü onlara göre çocukları indigo çocuğu ya da kristal çocuktur.
ZAMANE ÇOCUKLARINA YAKLAŞIM TARZI NASIL OLMALIDIR?
1-İlerlemeleri için destek olunmalı. Cesaretlendirilmeli.
2-Merak duyguları desteklenmeli.
3-Çocuk muamelesi yapılmamalı. Yetişkin gibi davranılmalı.
4-Fikirlerine saygı duyulmalı.
5-Anlattıkları saçma bile olsa sonuna kadar dinlenmeli.
6-Gerekli kadar sevgi verilmeli ve bu sevgi, davranışlarla desteklenmeli.
7-Emir ve nasihat vermekten kaçınılmalı.
8-Onlara iyi bir model olunmalı.
9-Eğitim süreci desteklenmeli, takip edilmeli.
10-Şiddet uygulanmamalı.
11-Onur kırıcı söz ve davranışlardan kaçınılmalı.
12-Sorunların üstesinden gelebilmeleri için birden çok çözüm yolu sunulmalı.
13-Enerjilerini harcayabilecekleri sosyal etkinliklere yönlendirilmeli.
Kaynak: Genç gelişim dergisi
